İstanbul Florası

 İstanbul toprak çeşitliliği, iki deniz ve iki kıta arasındaki coğrafi konumu (Karadeniz kıyılarından nemli ve soğuk iklim ile Marmara Denizi’nin daha sıcak Akdeniz ikliminin etkisi altında), topografyası ve yüzyıllara dayanan geleneksel arazi kullanımı nedeniyle olağanüstü bir bitki çeşitliliğine sahiptir. İstanbul yaklaşık 5100 km2 alan üzerinde yaklaşık 2500 bitkiye ev sahipliği yapmaktadır. Bitki türlerinin sayısı ve habitat çeşitliliği bakımından İstanbul, Hollanda ve İngiltere’den çok daha zengindir. İngiltere 250.000 km2 yüzölçümüyle 1850 bitki türüne sahip iken, Hollanda 50.000 km2 yüzölçümüyle 1600 bitki türü içermektedir.

Bir şehrin, bölgenin ya da bir ülkenin bitki örtüsünün değerlendirilmesinde barındırdığı endemik bitki sayısı çok önemli bir kriterdir. İstanbul’da doğal olarak yetişen bitkilerden 39’u endemiktir, yani dünyanın başka hiçbir yerinde doğal olarak yetişmez. Bunlardan 18’i yalnızca İstanbul il sınırları içinde yetişir, 21’i ise nispeten daha geniş bir dağılım gösterir.

İstanbul’da doğal olarak yetişen bitkilerden 18’i, Türkiye’nin taraf olduğu Bern Sözleşmesi gereği korumakla yükümlü olduğu bitkilerdir.

İstanbul il sınırları içinde yaklaşık 250 nesli tehlike altında bitki türü tespit edilmiştir. Başka bir deyişle İstanbul florasının 1/10’u yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır.

İstanbul olağanüstü zengin bir habitat çeşitliliğine ev sahipliği yapar; kalkerli meralar, kıyı kumulları, sulak alanlar, fundalıklar, kayın-meşe-gürgen ormanları, meşe baltalık ormanları ve turbalıklar vb. Doğal Hayatı Koruma Derneği (DHKD), İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi ile işbirliği içinde İstanbul’un olağanüstü zengin doğal alanlarının öneminin farkına varılması ve koruma altına alınması amacıyla çalışmalar yürütmektedir. Uzun yıllara dayanan bu çalışmalar sonucu İstanbul il sınırları içinde, 7 Önemli Bitki Alanı belirlenmiştir: Terkos-Kasatura Kıyıları, Ağaçlı Kumulları, Kilyos Kumulları, Batı İstanbul Meraları, Kuzey Boğaziçi, Sahilköy-Şile Kıyıları, Ömerli Havzası.

Önemli Bitki Alanı (ÖBA) olağanüstü zenginlikte olan doğal bitki alanlarıdır. Bu alanların belirlenmesi için uluslararası kriterler saptanmıştır ve günümüzde doğa korumada çok önemli olan ÖBA’lar, korumada öncelikli alanların belirlenmesinde kullanılmaktadır. ÖBA’ların belirlenmesindeki ana kriterler: Endemik, nadir veya tehdit altında olan türler, bitki coğrafyasını temsil eden türler ve nadir habitatların bulunmasıdır.

 İstanbul’un Önemli Bitki Alanları

Önemli Bitki Alanı (ÖBA) olağanüstü zenginlikte olan doğal bitki alanlarıdır. Bu alanların belirlenmesi için uluslararası kriterler saptanmıştır ve günümüzde doğa korumada çok önemli olan ÖBA’lar, korumada öncelikli alanların belirlenmesinde kullanılmaktadır. Kriterler: Endemik, nadir veya tehdit altında olan türler, bitki coğrafyasını temsil eden türler, nadir habitatların bulunması.

Bal 6

İstanbul’un 7 önemli bitki alanı 

1. Terkos   -Kasatura

Bu   alan Trakya’nın kuzey tepeleri boyunca uzanan ve denize doğru inen baltalık   ormanları, fundalıkları, meraları, sulak alanları ve kumullarıyla bir mozaik   oluşturur. Ayrıca 51 km uzunluğundaki Uzun Duvar’ı (Anastasius Duvarı),   nispeten iyi durumda olan Istranca (Vize) Roma Su Yolu ve 1500 yıl önce   Bizans zamanına dayanan antik kalıntıları, alana özel bir kimlik katar.   Alanda 13 endemik bitki türü, 73 tehlike altındaki takson, Bern Anlaşması Ek   Listede yer alan 10 tür ile İstanbul’un en önemli alanlarından biridir.

2. Ağaçlı   Kumulları

Karadeniz   kıyılarında yaklaşık 60 km2’lik doğal alanı tahrip eden linyit   madenini saymazsak, kumullar birbirine bitişik 3 alanda küçük topluluklar   halinde yaşamaktadır. Alan şaşırtıcı ölçüde zengin ve nadir türleriyle,   Karadeniz kıyılarının kaybolan çeşitliliğini hatırlatır. Yüksek altın sarısı   kum tepelerinde, uluslararası öneme sahip kum incisi (Aurinia uechtritziana),   kumul çiviotu (Isatis arenaria) ve Boğaziçi keteninin (Linum tauricum ssp. bosphori)   en önemli popülasyonları yaşar.

3. Kilyos

Kumsalı   yüzmeyi sevenler tarafından iyi bilinen Kilyos kumulları, yüzyılı aşkın bir süredir botanikçiler arasında oldukça tanınmıştır. Bunu, Kilyos peygamber   çiçeği (Centaurea kilaea) ve Kilyos   moru (Jurinea kilaea) gibi pek çok   türün adını Kilyos’tan almasından anlayabiliriz. Kilyos kumulları,   Türkiye’nin Karadeniz kıyılarındaki en zengin ikinci kıyı kumulu olmasına   rağmen, yazlık konut yapılaşması, linyit çıkarımı, tarımsal kullanıma açma ve uygun olmayan türlerle yapılan ağaçlandırma karşısında korunmasız bırakılmaktadır.

4. Batı İstanbul Meraları

Bu   alan İstanbul’un hemen batısındaki tepeler üzerinde bozulmadan kalmış kalkerli  mera, yüzeye çıkmış kayalar ve asit karakterli kuru fundalık mera parçalarını içerir. Küçükçekmece Gölü’nün açık su bataklık bitki toplulukları da ÖBA içinde kalır. Alan çok zengin bitki örtüsüne ve kireçli topraklar üzerinde yetişen ülke çapında nadir pek çok bitkiye ev sahipliği yapar. Alanda bulunan   5 bitki türü Bern Sözleşmesi Ek Liste I’de yer alır. ÖBA hemen bitişiğinde   genişleyen İstanbul şehri nedeniyle büyük baskı altındadır.

5.   Kuzey Boğaziçi

Bu   alan, İstanbul Boğazı’nın aşırı yapılaşmadan çok önce akıntılarla şekillenmiş   olağanüstü sahillerini düşleme olanağı verir. Bu bulunmaz peyzaj değerlerine   ek olarak, Boğaz’ın üst kısımları, Bahçeşehir küresi (Heptaptera triquetra),   Yarımburgaz hardalı (Erysimum degenianum) ve yonca (Trifolium   pachycalyx) gibi tehlike altındaki türlerin dünya çapında önemli popülasyonlarını barındıran kayalıklarıyla doğa   koruma açısından önemlidir. Riva’daki kumul tepeler ve sazlıklar da bu alanın   önemini artırır. Boğaziçi, göçmen leylek, şahin, çaylak ve kartallara uçuş yolu olması açısından da son derece önemlidir.

6.   Sahilköy – Şile

Alan   ormanlarla kaplı kıyı şeridi, kilometrelerce uzanan kumsalı ve zengin bitki örtüsüne sahip kıyı kumullarıyla el değmemiş bir ortam sunar. Sahil   asperulası (Asperula littoralis), sahil sarmaşığı (Convolvulus   persicus), kum incisi (Aurinia uechtritziana) ve sahil   sığırkuyruğu (Verbascum degenii) türlerinin uluslararası öneme sahip popülasyonları burada barınır. Şile limanı girişinde yer alan 4 adada üreyen   ve konaklayan tepeli karabataklar Karadeniz’deki en yüksek popülasyonu   oluşturur.

7.   Ömerli Havzası

Karadeniz’den   Marmara’ya iklim değiştikçe bitki örtüsünde de farklılık görülür. Örneğin, nemli   kuzey alanlarda çok geniş baltalık ve meşe korulukları çoğunluğu   oluştururken, kurak güney alanlarda geniş fundalıklara rastlanır. Bunlar Doğu   Avrupa ve Akdeniz’de karşımıza çıkan son fundalıklardır. Ömerli Barajı Su   Toplama Havzası ve güneyindeki tepeler bulunmaz değerdeki nadir   türlere sahip olan ayrıcalıklı bir alandır.